Sevgili Enes,
Komutana yaptığın espri kulağıma ulaştı. 'buralar eskiden hudutluktu' söylemi sana bol bol kars pekmezi yedirir umarım.
Bu sabah intikamını fecii bir şekilde aldım. Ahmet'i 6:45 te uyandırıp işe uğurladım. Gerçi yağmur yağğmıyordu bu defa ama o günler de yakın görünüyor. Güzel günler bizi bekliyor Enes : )
Saturday, August 28, 2010
Wednesday, August 18, 2010
cem'den
şimdi muhtemelen sen akraba evliliğinin biyolojik ve tarihsel gerçekliğini daha yakından görecek ve irdeleyecek kadar şanslısın, demeyeceğim ki kaldırmak zordur.
enes'siz kadınlar 40 yaş bunalımında yaşanmamış cinselliklerini daha bir fütursuz kahkahalarla savuruyor üzerimize, fransızca hala uzak ve seksi bir dil, futbol ve posta gazetesinin üçüncü sayfa haberleri hala gündelik hayatımıza egemen. senin kadar düzenli adımlar atamasak ta şu an, kaldırımlarda seksi bir kadının yanında yürüyüp te yalnızlığımızı saklayacak kadar aynıyız oğlum. koğuşta uyanmaktan tek farkımız yeşil don giymeyişimiz,biraz da terliksiz banyomuzda lavabo karşısında fiyakayı düzeltmeyi sabah içtiması olarak görmemiz.
bir asker mektubu ne nasihat niteliğinde olmalı, ne içini rahatlatır yavşaklıkta olmalıdır. evet asker uyumaz, acıkmaz, susamaz. eminim bu erdemli vasıfların herbirini şu kısa süreçte edinecek, aylarca seni işsiz ve umutsuz bırakmış yadigar vatanına borcunu hakkıyla ödeyeceksin.
sabah ereksiyonunu yaşamadan kalktığın içtimalarda ucu niagara şelalesi kadar coşkulu bir orgazm sürecinde olduğunu düşlersin umarım, bitişinde çağlayıp coşacağın, kilolarca düşünceden arınıp hafifleyeceğin bir süreç. ne sıklıkla görürsün bilmiyorum ama, doldur boşalt varillerinden kurtulduğun günü hayatının boşalması olarak düşlemen sanırım saniyelerini dakikalaştıran ve izafiyet teoremine taş çıkaran askerlik edinimini kolay atlatmana yardımcı olacaktır - nasihat vermeyene bak -.
ha bir de sen yokken digiturk bağlattık, günboyu festival filmleri yayınlayan kanallardan, HD kalitesinde hayvanlar aleminin seks hayatını olmayan düzenli seks hayatımıza difüze ettiğimiz belgesel kanallarından, hava durumu kanallarına kadar herşey var lan. artık sabahları afrika'da ağustosta susuzlukta cibuti'de hava kaç derece ya da nem oranı kaç, anında öğrenebiliyoruz. öğrendiğimiz kadarıyla kars'ta güzleri bol yağış oluyormuş, ıslanırken esaretin bedeli'nin son sahnesi gelsin aklına.
öpüyorum gözlerinden.
cem.
ebu'dan
Sevgili Enes;
Seni çocukluğumun kentine bir "yetişkin" olarak yollamak zor oldu. Eminim orada ağzından çıkan “soğuk” hava dalgaları, çocukluğumun çocuksu ve sıcak yankısını çoktan silecek ve Kars artık “yetişkin” ve “galiz” bir kent olarak hafıza mekanlarımıza yer edecek.
Artık Kars mevzu bahis olduğunda, benim çocukluğumla ilgili hatırladığım birkaç yaşlı anıyı, tazecik, ürpertici, kışkırtıcı ve baskın askerlik anılarıyla bastıracaksın. Bu sefer genelleme yapmana izin vereceğim sanırım. Tek tesellim “Türk kadınları” ile ilgili genellemeler yapamayacak oluşun. Tabii sana Kars kadınlarını göstermeyeceklerini umuyorum.
“Askerlik”le ilgili daha az şeyle, Kars’la ilgili daha fazla şeyle dönmeni dilerim. Bir çok sanatçının, yazarın çıldırmasını engelleyen bu şehrin sana “o olmasaydı çıldırırdım” gücünü vermesi en büyük temennim.
Soğukta büzüşmek, emirle buz olmaktansa bitirdikten, geride bıraktıktan sonra, kendi kişisel cumhuriyetinin bayrağını tekrar göndere çektikten sonra alacağın tuhaf zevki “erken finaller”le yaşamaya başlamanı öneririm. Biliyoruz ki bu memleketin çarptığı kapıya dönüp kızan adamında da, “çocuk iyi ama torun çok farklı be” diyen emeklisinde de, “açılım açılım dediniz..” diyen kemalistinde de, apartman darbesi yapan albayında da, golf oynayan ve kendine ocakbaşıcı arayan komutanında da gülünecek taraflar var. Bizi yaşlandırmayacak olan gülmektir ve biz bunun için bir ordu kurabilecek kadar gülmeye açız.
Herhalde askerliğini Nuri Bilge Ceylan’ın, Zeki Demirkubuz’un, Uğur Yücel’in, Orhan Pamuk’un öykündüğü bir şehirde yapan bir insanın “çıktım komutanın karşısına” tipi anıları değil daha başka eksenlerde, tematik ürünleri olur gibime geliyor. Sana da bu yakışırdı. TSK’nın bu asistini iyi değerlendirmelisin.
Şimdi biz bu sivil geyikleri yaparken, belki bu dünya sana biraz uzak kaçmış olabilir. Ama dünya bu. Vitamini kabuğunda deseler de inanma. Kabuğunu ve askeri kıyafetleri soyduğunda, özüne de ulaşırsın. “Vatani hizmet”in bitince biz heralde o özde bir yerlerde seni elimizde ananaslarla (askerde yapılmış bütün kaliteli erkek esprilerine iade-i itibarı vermek adına) bekliyor oluruz. O özde bizi bulamazsan üzülme, kime sorsan gösterirler.
Selametle.
Ebu- 18 Ağustos 2010
Seni çocukluğumun kentine bir "yetişkin" olarak yollamak zor oldu. Eminim orada ağzından çıkan “soğuk” hava dalgaları, çocukluğumun çocuksu ve sıcak yankısını çoktan silecek ve Kars artık “yetişkin” ve “galiz” bir kent olarak hafıza mekanlarımıza yer edecek.
Artık Kars mevzu bahis olduğunda, benim çocukluğumla ilgili hatırladığım birkaç yaşlı anıyı, tazecik, ürpertici, kışkırtıcı ve baskın askerlik anılarıyla bastıracaksın. Bu sefer genelleme yapmana izin vereceğim sanırım. Tek tesellim “Türk kadınları” ile ilgili genellemeler yapamayacak oluşun. Tabii sana Kars kadınlarını göstermeyeceklerini umuyorum.
“Askerlik”le ilgili daha az şeyle, Kars’la ilgili daha fazla şeyle dönmeni dilerim. Bir çok sanatçının, yazarın çıldırmasını engelleyen bu şehrin sana “o olmasaydı çıldırırdım” gücünü vermesi en büyük temennim.
Soğukta büzüşmek, emirle buz olmaktansa bitirdikten, geride bıraktıktan sonra, kendi kişisel cumhuriyetinin bayrağını tekrar göndere çektikten sonra alacağın tuhaf zevki “erken finaller”le yaşamaya başlamanı öneririm. Biliyoruz ki bu memleketin çarptığı kapıya dönüp kızan adamında da, “çocuk iyi ama torun çok farklı be” diyen emeklisinde de, “açılım açılım dediniz..” diyen kemalistinde de, apartman darbesi yapan albayında da, golf oynayan ve kendine ocakbaşıcı arayan komutanında da gülünecek taraflar var. Bizi yaşlandırmayacak olan gülmektir ve biz bunun için bir ordu kurabilecek kadar gülmeye açız.
Herhalde askerliğini Nuri Bilge Ceylan’ın, Zeki Demirkubuz’un, Uğur Yücel’in, Orhan Pamuk’un öykündüğü bir şehirde yapan bir insanın “çıktım komutanın karşısına” tipi anıları değil daha başka eksenlerde, tematik ürünleri olur gibime geliyor. Sana da bu yakışırdı. TSK’nın bu asistini iyi değerlendirmelisin.
Şimdi biz bu sivil geyikleri yaparken, belki bu dünya sana biraz uzak kaçmış olabilir. Ama dünya bu. Vitamini kabuğunda deseler de inanma. Kabuğunu ve askeri kıyafetleri soyduğunda, özüne de ulaşırsın. “Vatani hizmet”in bitince biz heralde o özde bir yerlerde seni elimizde ananaslarla (askerde yapılmış bütün kaliteli erkek esprilerine iade-i itibarı vermek adına) bekliyor oluruz. O özde bizi bulamazsan üzülme, kime sorsan gösterirler.
Selametle.
Ebu- 18 Ağustos 2010
Subscribe to:
Comments (Atom)