Sunday, September 5, 2010

emek'ten bayram şekeri

Sevgili Enes,

Derinden bir nefes üfledin herhalde Kars'ta yaktığın sigarandan ki burada da birden soğudu havalar. Belki de Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesidir İstanbul'u etkisi altına alan. Soğuk kokuyor sokaklar artık. Pazar sabahı. Saat on bir olmuş, çanlar haber verdi şimdi. Birkaç gündür niyet ettiğim mektubu yazmaya koyuldum sonunda, demli çay yardım ediyor mektubu yazmama. Bulutlar kaplamış her tarafı, sabahleyin odamın penceresinden bakınca güneş çıkacakmış gibi görünüyordu halbuki. Yağmur yağacakmış bugün, hırka taşımak şart artık. Sandaletlerimi çok hızlı terkettim, kapalı ayakkabılarım biraz dargınlarmış bana uzun süredir onlarla ilgilenmediğim için. Bence bir haftaya kalmaz barışırız. Artık pencere açık yatmıyoruz İstanbul'da, serin çok serin çünkü. Oksijen girsin eve diye açıyorum pencereyi, bazen de kuşlar. Perdeler hep açık ama, belki güneş uğrayıp bir çayımı içmek ister diye.

Dün gece kitap okurken bu mektubu düşünüyordum bir yandan da. Latife Tekin selam söyledi satır arasında. "Kar helvası yesin Enes," dedi, "Kayseri Kars'a yakındır." Yalnız pekmezle karılan kar helvasından yiyecekmişsin, kanla karılanından değil.

Bayramın birinci günü alacakmışsın mektuplarımızı, ne güzel! Ben bayram gelmeden çok önce yaptım bayram temizliğini. Bayram temizliği, kış temizliği hepsi birbirine girdi. Yazlıkları naftalinleyip kaldırdım güve yemesin diye. Dip bucak temizlendi her yer, bizim eve ortakçı yaz örümceklerini de kapı dışarı ettim. Ev kombili, yoksa daha olmamış kestaneleri sobanın üstünde pişirmeye kalkmıştım çoktan. Bir tanesini Bekir'e (sizin ifadenizle Ebu'ya) hediye ettim bile. Yemeye kalkmasa bari çiğ kestaneyi.

Sabah alışverişe çıktım, bayram yaklaşıyor diye çeşit çeşit kolonya şişeleri, rengârenk şekerler vitrine çıkmış bile. Geçen bayram almıştım, bu bayram da alacağım eve şekerle kolonya. Özgür ne derse desin. Kapımızı çalan mahalleli çocuklar yok belki ama kapımızı çalan arkadaşlarımız var. Hem kolonya değilse bile şeker şart.

Sanal mektup tuhaf geliyor bana, adresini ver de içinde arkadaş izi olan mektup göndereyim sana. İçine bayram şekeri de koyarım söz, gerçi 'Bu ne?' diye mektubu açıp şekerini yemeye kalkanlar olabilir. O zaman da senin payını ayırır evde saklarım merak etme.

Annem ev yapımı çilek reçeli yolladı. Bitmeden yetiş pazar kahvaltısına, bekliyoruz. Çayı ben demlerim, gelirken ekmekle gazete al yeter.

İyi bayramlar, bugün mutlaka bir şeker ye!

1 comment:

  1. canlar,cananlar;

    sayenizde doldum taştım. sadece kalıplaşmış cümlelere misafir olan edirne'den kars'a figüründen bildiren bir acemi er hüvviyetinden olymposun semalarına enkarne oldum sanki.
    askerlik devenin iğne deliğinden geçiyor tank düzeni almış harflerinizde.
    iyi ki varsınız.
    ...yürekten selamlar

    ReplyDelete